< < < Şuçlu muyum? Suçlu muyuz? Suçlular mı?

Şuçlu muyum? Suçlu muyuz? Suçlular mı?

Çocukların Gerçek Hikayelerinden Fotoğraf Sergisine

İstanbul'da Tophane Tütün Deposu’nda 4 Şubat 2012 de açılan  8Şubat’a kadar sergide kalan "Suçlu muyum? Suçlu muyuz? Suçlular mı?" başlıklı sergi suç kavramına çocukların yaklaşımını gözler önüne serdi.

Diyarbakır ve İstanbul'dan çocukların yarattığı metinlerden ve fotoğraflardan oluşan çalışmalar suç ve suçlu kavramlarına yeniden bakmamızı sağlıyor.

Başak Kültür ve Sanat Vakfı ile Diyarbakır’da çocuk ve gençlerle çalışan Çocuklar Aynı Çatı Altında derneğinin birlikte oluşturduğu bu projenin amacı çocuk suçluluğuyla ilgili çocukların perspektiflerini görünür kılmak, Bölgeler arası benzerlikler ve farklılıkların neler olduğu, çocukların beklentileri ve yapabildikleri açısından nelerin değiştiğini ve her iki bölgedeki çocukların çıkmazları neler olduğunu karşılaştırararak açığa çıkarmaktır.

Sergide yer alan 42 fotoğraf ve 21 hikayenin 18'i İstanbul'da, 24'ü Diyarbakır'da, 15-18 yaş arası çocuklar tarafından üretildi.

İstanbul'daki fotoğraflar ve hikayeler için yürütülen çalışmada iki kişilik gruplar oluşturuldu. İki çocuktan biri kendi hayatından da esinlenerek yazdığı hikayeye dair bir kare ve bu hikayenin kahramanı olarak otoportresini çekti; diğer çocuk da çekilen fotoğrafı haberleştirdi.

Diyarbakır'daki grup çalışmasında ise çocuklar kendilerini anlatmaya çekindikleri için yarattıkları karakterle kendi temsillerini yarattılar. Bir çocuğun çalışmanın sonunda ailevi nedenler yüzünden ayrılmak zorunda kalışı da diğer çocuklar tarafından bir yazı konusu oldu.

Sergide Yer Alan Hikayelerden Örnekler 

Şevin'in Hikâyesi: 

Şevin henüz 11 yaşındadır. Dört kişilik ailesi ile Osmaniye'de yaşamakta. Ramazan ayında annesi Neriman Hanım sahur için yemek hazırlamaya mutfağa gider. Sofrayı hazırlar. Fakat vaktin daha erken olduğunu fark edip eşi Ali Bey'i uyandırmaz.

Kendi de yatağına gider ve uyur. Bir süre sonra Ali Bey uyanıp sofraya doğru gider ve o sırada ezan okunur. Bir anlık öfkeyle eşi Neriman Hanım'ın kalbine tekme atar. Ve Neriman Hanım karnındaki çocuğuyla hayatını kaybeder.

Bu olanları duyan (gören) Şevin'in psikolojisi bozulur ve sevgiyi, saygıyı sokakta aramaya başlar. Eroin kullanmaya başlayan Şevin tüm suçun kendisinde, her şeyin onun yüzünden olduğunu sürekli tekrarlar.

Haber:

İstanbul/Osmaniye semtinde ıssız bir parkta gece yarısı tek başına dolaşan bir çocuk etraftaki kişilerin yetkililere haber vermesiyle yetkililere teslim edildi.

Teslim edilen gencin bir haftadır sokakta olduğu anlaşıldı. Şevin bir hafta önce Osmaniye'de annesinin babası tarafından öldürülmesiyle sokaklarda yaşamaya başladı.

Şevin'in hamile olan annesi Nermin Hanım bir gece sahura geç kalktığı için kocası Ali Bey'in bu duruma kızması üzerine kendisini tekmelemesiyle hayatını kaybetti.

Olaydan sonra ağır bir travma geçiren Şevin'in sokaklarda yaşamaya başladığı ve ara sıra da uyuşturucu madde kullanmaya başladığı ortaya çıktı. Kendisini muayene eden doktor Şevin'in ağır bir travma sonucu olaylardan kendisini sorumlu tuttuğu ortaya çıktı.

 

E.B 'nin hikayesini hep birlikte onun ağzından dinleyeceğiz.

DİCLE: Çete üyesi olmadan önceki hayatınızdan hatırladığınız bir şeyler var mı?

E.B: Yaşadığım bir yer olmadığı için sokaklarda yatıp kalktığımı hatırlıyorum. Sokaklardaki tehlikelerden kendimi korumak için erkek gibi giyinmeye çalışıyordum. Çok iyi hatırladığım şeylerden biri de çalışma şansım olmadığı için param yoktu ve karnımı doyurmak için ya çöpten ekmek topluyordum ya da hırsızlık yapıyordum. Kimi zaman da aç yattığım günler oluyordu.

DİCLE: Çeteye nasıl katıldın?

E.B: Yaşadığım bölgedeki diğer sokak çocuklarından benim kimsesiz ve yalnız olduğumu öğrenen diğer çete üyesi A.K o zamanlarda insanları dilendirmekle uğraşıyordu . Beni de dilendirmek için kaçırdılar.

DİCLE: Ö.A adlı kıza nasıl ulaşıp, kaçırdınız?

E.B: Çevrede yine bir hırsızlık olayı için gezinirken Ö.A adlı kıza rastladık ve onu sokakta dilendirebileceğimizi düşünerek onu kaçırdık.

DİCLE: Ö.A‘yı orada ne kadar süre tuttunuz?

E.B: Ö.A’yı 1 hafta boyunca yaşadığımız yerde tuttuk.

DİCLE: Neden pişman oldunuz?

E.B: Onun bir ailesinin olması beni etkilemişti. Çocuğun ailesinden ayrı kalmasını istemediğim, hayatının benim gibi olmasını istemediğim için onu ailesine teslim ettim.

DİCLE: Ö.A 'yı ailesine teslim ederken, ailesinin size karşı tutumu nasıldı?

E.B: Bana teşekkür ettiler ve kızlarını gördükleri için çok mutluydular.

DİCLE: Kendi hayatınıza dair planladığınız bir şey var mı?

E.B: Öncelikle çeteden ayrılmayı ve kendime yeniden bir hayat kurmayı çok isterim. Fakat bu o kadar da kolay değil.

DİCLE: Röportaj için çok teşekkür ederim.

E.B: Önemli değil. 

 Hikaye

Kimsesiz ve sokakta tek başına yaşamak zorunda olan küçük bir kız çocuğuydu o. Bir gün ıssız bucaksız bir sokakta kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırılır. Bu kişiler aslında bir çeteydi. E.B’yi kaçırma nedenleri onun organlarını alıp satmaktı.

Ama daha sonra E.B’yi büyütüp geliştirip çete üyesi yapmak isterler. Sonra istedikleri gibi olur. E.B’yi geliştirdiler ve çete üyesi olur.

Çevrede yine bir çocuk kaçırma için gezinirken Ö.A adlı küçük kıza rastlarlar. Kızın kaybolduğunu anlayınca onu kaçırırlar. Ö.A, E.B’ yi derinden etkiler ve bu kız çocuğunu kendine benzetmeye çalışır. Tek farkı Ö.A’nın ailesinin olmasıdır. E.B, Ö.A’yı ailesine teslim etmeye karar verir ve ailesine teslim eder. Fakat çete kimin Ö.A’yı ailesine teslim ettiğini bulamaz

Serra’nın hikayesi :

Hayat şartları bazen insanı istediği yere götürmez. Serra da birçok insan gibi istemediği bir hayatı sürdürmek zorunda. Serra 14 yaşında, mutlu ve varlıklı bir ailenin kızıydı. Fakat evlerinde çıkan yangının sonucunda bütün ailesini kaybetti. Aralarında bir tek o kurtulmuştu.

 

ELİF:  Ailenden bize kısaca bahsedebilir misin?

SERRA: Çok mutlu bir aileydik. Annem doktor, babam ise öğretmendi. İki kız kardeştik. Mutlu ve huzurlu bir aileye sahiptim.

 ELİF: Aileni nasıl kaybettin?

SERRA: Evimizde çıkan belirsiz bir yangından dolayı bütün ailemi kaybettim.

 ELİF: Yangın nasıl çıktı?

SERRA: Hepimiz evimizde uyurken belirsiz bir yangın çıktı.

 ELİF: Yangından kurtulmayı nasıl başardınız?

SERRA: Evimizde çıkan dumanları gören komşular yardımımıza yetişmişler. Tabi ben o sırada baygındım. Tam olarak nasıl kurtulduğumu bilmiyorum.Gözlerimi açtığımda her yer kül olmuştu.

ELİF: Polisler seni neden şuçladı?

SERRA: Yaşadığım şoktan dolayı ne yapacağımı bilmez bir şekilde koşmaya başladım. Bunun üzerine beni suçlu sandılar.

 ELİF : Polislerden kaçtığın zaman nereye, kimin yanına, niçin gittin?

SERRA: Tanıdığımız hiç kimse olmadığı için sokaklarda yatmak zorunda kaldım. Hayatta kalmak için hırsızlık yaptım ve yakalandım.

 ELİF : Polisler seni yakaladığında sana nasıl bir ceza verdiler?

SERRA : Beni çocuk mahkemesinde yargılayıp,uzun bir cezaya layık gördüler.

 ELİF : Sen ne düşünüyorsun bu adil bir karar mıydı?

SERRA : Bence bu adil bir karar değildi.Çünkü boş yere suçlandım ve işlemediğim bir suç yüzünden uzun bir cezaya layık görüldüm.

 ELİF : Röportaj için teşekkür ederim.

SERRA : Asıl ben teşekkür ederim.

Hikaye:

Serra çok mutlu ve varlıklı bir ailenin kızıdır.

Bir gün evlerinde yangın çıkar ve içlerinden sadece Serra kurtulur. Serra annesi ve babası için çok üzülmüştür. Ayrıca kalacak yeri yoktur. Akrabalarından kimse bu şehirde yaşamıyordur. Polisler geldiklerinde daha Serra ağzını açmadan ona suçlu muamelesi yaparlar. Serra'nın tek çıkış yolu kaçmaktır ve olan gücüyle koşmaya başlar. Polisler onun izini kaybeder.

İlk gün Serra böyle aç aç, gününü iş aramakla geçirir. Fakat iş bulamaz. Bazı firmalar yaşı küçük olduğu için, bazıları diploması olmadığı için onu işe almaz.

Serra daha fazla dayanamaz ve hırsızlık yapar. Çünkü karnı çok acıkmıştır.

Polisler Serra'yı yakaladığında ona uzun bir hapis cezası verdiler. Çünkü suç işlemişti ya da polisler öyle düşündü.

'BENİM HİKAYEMDEKİ ÇOCUK SUÇLU DEĞİL'

Atölyeye katılan 18 yaşındaki Fatma Güneş de, drama atölyesinde çocukların "suç" işledikten sonra kendilerini nasıl hissettiklerini, duygularını anlamaya çalıştıklarını ve gerçekten suçlu olup olmadıklarını görmeye çalıştıklarını dile getiriyor. Atölyelerde hem suçlu, hem de suçlayan kişi yerine geçtiklerini belirten Güneş, "Bunlar bana çok şey kazandırdı. Daha önce böyle bir şeyle karşılaşmamıştım. Televizyon ve gazetelerde görmüştüm suçlu çocuk kavramını. Hikayelerimizde suçlu değil, suçlu gibi görünen çocuklar olduk" diyor. Babasını kaybeden ve hasta annesine bakmak için hırsızlık yapan bir çocuğun hikayesini anlattığını ifade eden Güneş, "Gerçekten suçlu mu, değil mi? Suçluysa nedenleri ne? Benim hikayemdeki suçlu değil. Zorunlu olarak yaptı. Devlet hırsızlık yapmayacaksın diyor. Bir kural ama insanlar uyamıyor" diye belirtiyor.