Kahire-Kızıldeniz Bir Bisiklet Yolculuğu

Mısır’da bisikletle yol alan Sibel Buğdaycı, yol deneyimlerini bir kitapta bir araya getirdi. “Kahire -Kızıldeniz Bir Bisiklet Yolculuğu” adlı anı kitabının yazarı Sibel Buğdaycı, Mısır’da yaşadıklarını ve kitabının çıkış öyküsünü anlattı. 

“Kahire-Kızıldeniz-Bir Bisiklet Yolculuğu” kitabının yazarı Sibel Buğdaycı, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV bölümü mezunu. Buğdaycı, 1994-1999 yılları arasında dergicilik yaptı ve bu dönemin ardından gazeteciliğe serbest olarak devam etti. 2000 yılında Latin Amerika ülkelerinden Ekvator, Peru ve Bolivya’da bir yıl boyunca seyahat etti ve dönüşte izlenimlerini ilk kitabı olan “Sakin Ol! Her Şey Mümkün”ü (Bir Orman, Çöl ve Dağ Üçlemesi) yazdı. Ardından, Atlas Dergisi için Mısır’da Mart 2002'de bir bisiklet yolculuğu gerçekleştirdi ve bunu dergi için kaleme aldı. Bu iş gezisinden sonra yaptığı yolculuğu daha geniş kapsamda “Kahire-Kızıldeniz Bir Bisiklet Yolculuğu” adlı kitabında dile getirdi; kitap şimdilerde kitapçı raflarındaki yerini aldı.

%23 İndirimli Kitap için Tıklayınız

Henüz yayımlanmamış bir şiir kitabı da bulunan yazar, 1999 yılından bu yana çağdaş dans, nefes ve meditasyon teknikleri çalışmalarına yoğunlaştı. Şu anda beden farkındalığı alanındaki çalışmalarını çeşitli merkezlerde ve bireysel olarak sürdürmektedir.

Mısır’a bisiklet yolculuğu yapma fikri nasıl ortaya çıktı?

Mısır seyahatim tamamen bir tesadüf sonuca gerçekleşti. İstanbul’da Beşiktaş - Yeniköy arasında yaptığım günübirlik bir bisiklet yolculuğu bu seyahatin gerçekleşmesine yol açtı. Yol arkadaşım Hüseyin Ürkmez’in, 30 yıl önce Mısır’da Nil kıyılarındaki bir bisikletçinin fotoğrafını görmesiyle kafasında bir seyahat fikri oluşmuştu. Bana planını anlattı ve bu seyahate katılmamı önerdi, ben de Mısır’da bisiklet kullanmayı heyecanlı bulduğum ve yazmayı da çok sevdiğim için bu öneriyi kabul ettim. Hem seyahat edecek hem bisiklet kullanacak hem de yazacağım için işimi yapmış olacaktım. Bir genç için pek kaçırılacak bir fırsat değildi. Böylece tüm gerekli detayları hallettik; Atlas Dergisinin sponsorluğunda çıktığımız seyahatte yol arkadaşım fotoğrafçı ben ise yazar olarak bisiklet yolculuğuna çıktık.

Bisikletle Mısır’ı gezerken nelerle karşılaştınız?

Mısır’da birçok olayla karşılaştık, ayrıntıları kitapta var ama önemli gördüğüm bazı olayları anlatmak istiyorum. Yanımıza bisikletlerimizi alıp İstanbul’dan uçakla Mısır’a geldik. Burada yoğun bir ilgi ile karşılaştık. Bir yandan da halkın bizi son derece tuhaf bulduğunu görebiliyordum. Mısır’a gelen turistler kırılacak bir vazo gibi özenle ve halkın içine fazla karışmadan polis güvenliğinde gezdiriliyordu, ancak bunu sonradan öğrendim. İstanbul’da konsoloslukla konuşurken bize böyle bir bilgi verilmemişti, sanıyorum bir yanlış anlama oldu. Bu yüzden iki bisikletli olarak tamamen özgür seyahat edebileceğimiz düşüncesiyle kendimizi Mısır yollarına attık.

Karşılaştığımız olaylardan bir diğeri ise Mısırlı gençlerin sürekli bizimle iletişim kurmaya çalışmasıydı. Özellikle seyahate başladığımız Kahire Giza Piramitleri’ndeki satıcı gençlerin develeriyle, bizdeki bisikletleri değiştirmek için change (değiş tokuş) diye dalga geçmelerini hala hatırlar ve gülerim. Tüm şanslarını dener gibiydiler… Ya da bazı kentlerde bisikletle hızla ilerlerken, birden önüme atlayıp beni durdurmaya çalışan gençler oldu. Mısır’da bisiklet kullanan pek kadın olmadığını söylemem belki konuya biraz olsun açıklık getirebilir.

Şimdi neler yapıyorsunuz ve en önemlisi hâlâ bisiklet kullanıyor musunuz?

Maalesef bisiklet kullanmıyorum. Çünkü ben profesyonel bisikletçi değil bir “bisiklet severim”. Ve bunu da kitabımın en başında özellikle belirttim. Çıktığım Mısır seyahatine de yazar kimliğimle gittim. Şu an beden zihin değişimlerini(beden değişimleri adını verdiğim)kapsayan bir Zen çalışması yapıyorum. Beden zihin çalışmalarını açıklamak gerekirse; bu çalışmamın temelleri bedenin kent hayatı içerisinde unuttuğu meditasyon, nefes ve ses kullanımına dayanır. Bu meditasyon ve nefes teknikleri egzersizler ve hareketlerle bir araya gelerek, dünyadaki var oluşumuzu güçlendirir. Her bir çalışmanın sonunda beden zihin bir araya gelir, ”Bir” olur. Bugünlerdeki çalışmalarım, ilk gençliğimden bu yana yaptığım yolculukların beni getirdiği yerdir. Gerek Latin Amerika gerekse Mısır’da yaptığım uzun keşif yolculukları ve yazmadığım Türkiye ve Avrupa’daki daha birçok yolculuk beni yaptığım işe getirdi. Şu anda İstanbul’da hayatın her anını bir yolculuk olarak yaşadığımı söyleyebilirim.

İleride tekrar bir bisiklet yolculuğu yapmayı düşünüyor musunuz?

Kahire ve Kızıldeniz kıyılarında bisiklet kullanmış olmanın büyük bir şans olduğunu düşünüyorum ve bisiklet kullanmayı çok seviyorum. Ancak 2002 yılının Mart ayında gerçekleştirdiğim bu yolculuktan sonra bisiklet hayatımda çok nadir olarak yer aldı. Bunun sebebi kendimi uluslararası bir stüdyoya kapatmam ve bugün çalıştığım işle ilgili yoğun eğitimler almam. Bugün aradan uzun bir süre geçti ve artık Mısır yolculuğunun ardından farklı bir noktaya geldim; Bir yazar ve beden farkındalığı çalışmaları yapan biri olarak hayatım başka bir noktada. Benim için elbette başka yolculuklar da olacaktır ama açıkçası yaşımla birlikte geçirdiğim evrimin sonucunda hayatımda yeni bir bisiklet yolculuğuna yer yok. Bunun en büyük nedeni benim bir bisikletçi olmamam. Bence bisikletle seyahat harika ve gençler bisikletle seyahat etmek istiyorlarsa, bu hayallerini gerçekleştirmeliler. Çünkü bisiklet üzerinde olmak ve bisikletle seyahat insana müthiş bir özgüven kazandırıyor. Ben de Kahire ve Kızıldeniz kıyılarında gerçekleştirdiğim bu seyahatte çok zenginleştim, çünkü farklı coğrafyalar, farklı kültürler ve deneyimler bir insanı olgunlaştırıyor.

Mısır’da bisikletle kat ettiğiniz uzun yolun ardından önemli bir sağlık sorunuyla karşılaştınız mı?

Hayır, ciddi bir sağlık sorunu ile karşılaşmadım. Çünkü seyahate çıkmadan önce psikolojik ve fizyolojik olarak seyahate hazırdım. Seyahate çıkmadan önce de çağdaş dans teknikleri üzerine çalışmalarda bulunmuş olmam bedensel olarak bisiklet yolculuğuna çıkmam için etkili oldu. Yol arkadaşım ile beraber günde on iki saat bisiklet kullandığımız günler oldu. Geçmişte Anadolu ve Avrupa ve Latin Amerika seyahatlerinden edindiğim tecrübeler ile Mısır yolculuğunda da sağlıkla ilgili bir problem yaşamadım.

Önemli olan başka bir nokta Mısır seyahatine çıkmadan önce bize özellikle sağlık alanında çok dikkat etmemiz gerektiğiyle ilgili uyarılar geldi. Elbette güvenli görmediğimiz yiyecekleri yemedik, suları içmedik. Ama bence burada önemli olan gittiğiniz yer her neresi olursa olsun, kendinizi psikolojik olarak strese sokmamak. Yani hastalanacağız diye kendinizi şartlandırmayın. Bir seyahate çıkacaksanız önce önyargılarınızdan kurtulup, ondan sonra elbette gerekli önlemleri aldığınızda pek bir sorunla karşılaşmıyor insan. Öte yandan gerek sağlık gerekse diğer konularda da yolculuklarda sorunlar da olacaktır, tıpkı hayatın içerisinde her şeyin olması gibi gittiğiniz kentte de başınıza birçok şey gelebilir. En önemlisi kendi kentinizde olduğu gibi gittiğiniz kentte de dikkati elden bırakmamak ve ille başıma bir şey gelecek diye kendini şartlandırmamak.

İstanbul’da bisiklet kullanmak nasıl bir macera?

2000’lere kadar İstanbul içerisinde bisiklet kullanmak çok zordu. Ama teknolojinin ve seyahatin yaygınlaşması sonucunda gençler dünya ülkelerinde bisikletin günlük yaşam içerisindeki kullanımlarına sıkça rastladılar diye düşünüyorum. Bunun sonucunda bugün İstanbul’da sahil bölgelerinde ve bazı parklarda özel bisiklet yolları var ve birçok bisiklet tutkunu bu yolları artırmak için her gün çalışıyor.

Söyleşi: Deniz Toprak/ MİHA

Sibel Buğdaycı Kimdir:

  İ.Ü İletişim Fakültesi mezunu Sibel Buğdaycı uzun yıllar dergicilik yapmıştır. 2000 yılında Latin Amerika ülkelerinden Ekvator, Peru ve Bolivya’da bir yıl boyunca seyahat etmiştir. Döndüğünde bu üç ülkedeki gözlemlerine yer verdiği ilk kitabı “Sakin Ol! Her Şey Mümkün’ü yazmıştır. Dergiciliğe freelance olarak devam ettiği bu dönemde Atlas dergisi için Mısır’da bir bisiklet gezisi gerçekleştirmiş ve yazmıştır. Bu iş gezisinden sonra ise “Kahire – Kızıldeniz Bir Bisiklet Yolculuğu” adlı kitabı doğmuştur. PEN Yazarlar Derneği üyesi Sibel Buğdaycı, 1999 yılından bu yana çağdaş dans, nefes ve meditasyon teknikleri üzerine çalışmalara yoğunlaşmıştır.
Şu anda kişisel gelişim merkezlerinde bireysel olarak enerji çalışmaları yapmaktadır. Ve yoga merkezleriyle paylaştığı Zen kökenli bir beden&zihin çalışması bulunmaktadır.