Karadeniz Sizi Çağırıyor!

Karadenizin hırçın sularının derelere aktığı,  görkemli doğasıyla tazelenme imkanı veren, yaylasında serinleyip temiz havada horona katılarak farklı bir yaz  tatili, kendinize hediye edebilirsiniz.

Bu yaz dikkatinizi büyük şehirlerin kalabalığından, doğanın mühteşem dinginliğine Karadeniz’e çekerek Sarıkaya, Ayder ve Hıdırnebi'deki şenliklere de denk getirebilir ve daha fazla eğlenebilirsiniz..  Gökmen Küçüktaşdemir Karadeniz gezi yazısını sizlerle paylaşıyoruz.

Denizden itibaren 1800 metreden sonra ağaç yetişmediğinden dağların doruklarında çıkarken  2200-2700 metre arası yükseklikte bulunan yaylalar, çimenlerden oluşan ve alabildiğine uzanan yeşil bir örtü...Doğu Karadeniz'de denizden itibaren 4000 metrelere ulaşan yükseklik, yağış miktarı ve sıcaklık farklılıkları bitki örtüsünü, çeşitlilik açısından zenginleştirmiş. Farklı karakterdeki ılıman ormanları, çalı toplulukları, alpin çayır ve meraları, nemli dere ve yüksek kayalık bitki topluluklarını barındıran, ulusal, uluslararası ve küresel ölçekteki nadir, endemik ve tehdit altındaki bitki türleri bölgenin değerini artırıyor. Türkiye'ye özgü yaklaşık 3 bin çiçek varken bunların yaklaşık yüzde 30'u Karadeniz'de bulunuyor. Ormanlarda kayın, ladin, meşe, gürgen ve kestane ağaçlarının hakimiyeti var.
Yerleşim alanlarının olduğu yerlerde ise bölgenin geçim kaynağı olan çay, kivi ve fındık bulunuyor.

Kaçkarlar'a yaslanmış eşsiz güzellik Ayder
Ayder, Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinin 19 km. güneydoğusunda 1350 m. yükseklikte çam ormanları ve yaylalara sahip bölgenin cennet mekanlarından biri. Fırtına deresi boyunca eşsiz doğa güzelliklerini izleyerek varacağınız Ayder, Gelin Tülü Şelalesi, yayla evleri ve şifalı kaplıcasıyla sırtını Kaçkarlar Dağları'na dayamış. Bakanlar Kurulu Kararı ile 1987 yılında "Turizm Merkezi" ilan edilen Ayder'de İl Özel İdaresi ve özel kuruluşlar tarafından otel, kaplıca tesisleri yapılmış. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistler 55 derece sıcaklıktaki yeraltından gelen, şifalı kaplıca suyundan yararlanıyorlar. Kaplıca romatizmal hastalıklar, iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve cilt hastalıklarına iyi geliyor. Kaldığımız otelin yakınlarındaki bir başka oteldeki esprili uyarılar kulağımıza kadar geliyor. Anlatılanlara göre otelin çeşitli bölümlerine konulan tabelalarda, "Tepmek toynaklı hayvanlara mahsustur, horon tepilmez vurulur" ve "Uyy ile başlayan Daa ile biten sevimsiz şive taklidi yapmayın", "Ohh derseniz yan odada duyulur. Ateşli çiftlere önemle duyurulur" ve "Dışarıdan içki getirenlere neler yaptığımızı tahmin bile edemezsiniz" yazılıymış. Karadeniz böyle nice fıkra gibi olayı ve nice gülümseten insanı barındırıyor. Bunlara bir örnek de Fırtına deresinde öğle yemeği yediğimiz restoran. İşletme yıllardır konuşulan, "Osmanlı Restoranı yüz metre geridedir" esprili tarifinin sahibiydi.

Borçka'nın Karagölü tüm göl manzaralarının önüne geçti
Artvin'in 3 Karagöl'ü var. Borçka, Şavşat ve Barhal... Karadeniz'in yemyeşil yaylaları ve ormanlarının, her daim karlı yüksek dağlarının arasına gizlenmişler. Haritalarda bile yer almıyorlar. Biz yolumuzun üzerindeki Borçka'da bulunan Karagöl'e gidiyoruz. Güneş gökyüzünde parlarken göl, kafamdaki en güzel göl manzarası görüntüsünü yıkıyor adeta. Küçük olmanın avantajından mıdır nedir bilinmez Uzungöl ve Abant'tan daha da çekici gözüküyor. Küçük tahta iskeleye bağlı sandalın ısrarlı davetine rağmen küreklere asılmak yerine manzarayı izlemeyi tercih ediyorum. Gölgelerin dalgalanmasına, sazların dansına, çiçeklerin güzelliklerine, kurbağaların seslerine, ördeklerin yüzüşlerine kaptırıyorum kendimi. Bol bol fotoğraf çekiyorum. İşim çok kolayMakineyi nereye çevirirsem çevireyim vizörden bakmaya gerek kalmadan harika bir kare yakalayabilir burada insan. Bu arada gölün çevresinde doğaseverler için kamp ve piknik alanları olduğunu da söylemeliyim.

Karaca'da zaman durmuş gibi
Oluşum zenginliği yönünden dünya sıralamasında ikinci, Türkiye sıralamasında ilk sırada yer alan doğa harikası Karaca Mağarası görülmesi gereken yerlerden biri. Gümüşhane'nin Torul ilçesine bağlı Cebeci köyü içerisinde bulunan Karaca Mağarası'na girdiğinizde sizi milyonlarca yıldır korunan bir güzellik karşılayacak. Mağarada damlataşı şekilleri, sarkıtlar, dikitler, sütunlar, org desenli duvarlar, mağara çiçekleri, mağara incileri ve traverten basamakları gibi birçok doğa harikasını bir arada görebilirsiniz. Ayrıca mağaranın havası astım hastalığı başta olmak üzere birçok solunum hastalığına iyi geliyormuş. İçerideki oksijen miktarı dışarıdakinden fazla... Yer oluşumu nedeniyle içeride hiçbir hayvan yaşayamıyor. İçeride gezerken kimi zaman bir buzulun, kimi zaman mermer bir yapının kimi zaman ise dev bir şekerle fabrikasının içinde geziyormuş gibi hissediyorsunuz. Sarkıt ve dikitlerdeki 1 cm'lik oluşumun 5 bin yılda gerçekleştiğini düşünürseniz. İçerideki güzelliğe paha biçilmez. Karaca Mağarası, denizden 1550m yükseklikte, şehir merkezine ise 17 km mesafede. Mağaradan çıktıktan sonra çıkıştaki kır kahvesinde dinlenebilir ve manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Fırtına deresi yönetmenlerin ilham kaynağı
Karadeniz turlarında Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinin öne çıkmasında Berlin Altın Ayı Ödüllü 'Bal'la birlikte Sonbahar, Bulutları Beklerken ve Yüreğine Sor gibi filmlerin rol oynadığı bir gerçek. Usta yönetmenlerimiz, Rize'nin bu yemyeşil ilçesinin çekim gücüne karşı gelemeyince filmlerin başrolünde oyuncular kadar doğa da kendini gösteriyor.
Çamlıhemşin'i çevreleyen ve yüksekliği 2 ile 4 bin metreyi bulan Kaçkar Dağları'nı aşmak, özellikle dağlarda yürüyüş yapmayı sevenlerin ilk tercihi. Taştan evlerin çevrelediği 2 bin 400 metre yükseklikteki Kaçkar Yaylası'na da Tar Deresi'nden altı saatlik yürüyüşle ulaşılıyor. Çevredeki birçok krater gölünde, soğuğa dayanabilenlerin yüzmesi mümkün... Çamlıhemşin, merkezinden geçen Fırtına Deresi'nden dolayı Fırtına Vadisi olarak da anılıyor. Elevit, Palovit gibi yaylaları da var.

Ortan Köy
Fırtına deresinden yukarılara tırmanıp Çamlıhemşin'e 4-5 km mesafedeki Ortan köyü'ne çıkıyoruz. Yörenin en düzenli köylerinden biri olan Ortan'ın ilk bakışta evlerin insanı etkileyen mimarisi göze çarpıyor. Köydeki bütün evler ahşap ve kesme taştan yapılmıştır. 30 haneli ve 150 nüfuslu köy, 150 yıldan fazla geçmişe sahip büyük konaklara sahip.
Köyün ilginç kişiliği ise 71 yaşındaki Dursun Yaşar AhmetoğluBiz köye vardığımızda hastalığından dolayı kendisiyle konuşamadık ama dinlediklerimiz ve gördüklerimiz ilginçti doğrusu... Karayolları Şube Şefliği'nin kullanmadığı trafik işaret levhalarını toplamış. Ahmetoğlu, onarıp boyadığı ve altına çeşitli yazılar yazdığı 20 dolayında tabelayı köy yolu boyunca belirli aralıklarla yerleştirmiş. Ortan yazılı tabela ile köye doğru ayrılan yol üzerinde ilk olarak, "Daralan yol" levhasının altında "Veda Pınarı" yazısının bulunduğu levha yer alıyor. Ardından 30 kilometre hız sınırını gösteren tabelanın altındaki, "Ortan göründü" levhası dikkat çekiyor. "Otur seyret" gibi yazıların da yer aldığı trafik işaretleri ve altındaki yazılar köye gidenleri yol boyunca güldürüyor.Köyde Dursun Yaşar Ahmetoğlu'nun iki katlı ahşap evi de dikkat çekiyor. Evin önüne kurduğu küçük santral ile kendi elektriğini üreten Ahmetoğlu, ayrıca evini ve çevredeki tarım alanlarını yaban hayvanlarında korumak için geliştirdiği bir alarm sistemini de devreye sokmuş.


Gezi notları
- Dağların tüm cömertliklerini sergiledikleri birer tabiat harikası olan yaylalara hava koşuları müsaitse mutlaka çıkın derim. Yolların bozuk olmasına aldırmadan gidin ve dağların tepelerindeki o güzelliği yaşayın.

- Yaylalara bölgeyi iyi bilen minibüs şoförleriyle çıkmanızı tavsiye ederim. Böylece sorunsuz bir şekilde yolculuk yapabilirsiniz. Eğer Hüseyin ve Suat'a rastlamışsanız yolculuk boyunca ekstra kahkaha ve eğlence de sizi bekliyor olacaktır.
- Yaylalardan birinde mutlaka 1 gece kalın.
- Rize bezinin nasıl yapıldığını öğrenin. Fiyatı uygun bulursanız alın.
- Fırtına Deresi'nde rafting yapın, ardından mıhlama ve tereyağında alabalık yiyin.
- Karagöl'de piknik yapın.
- Karadeniz sahillerinden geçerken atlayıp zıplayan yunuslar görürseniz şaşırmayın.