Yazarlar



Birikmiş Duyguların Etkisi

    Öğeyi Oyla
    (9 oy)

    Çoğu terapist, bilinçaltında değişim yaratmak için, bilinçaltının yeniden programlanması gerektiğini düşünür.

    Bu bir bakıma doğrudur. Fakat ya yapılan yeni programlar kalıcı, olumlu sonuçlar yaratmazsa… Bireyler aynı şikâyetlerle tekrar terapist başvururlarsa…

    Bilinçaltı, sorunla bağlantılı olarak var olan enerji, sarf edilen çabadan ve nedenlerden daha güçlüyse, yeniden programlanmasına yönelik gayretlere direnç gösterebilir. Ayrıca bilinçaltının varlığına saygı gösterilmeksizin zorla yapılan direkt telkin gayretlerine de, bilinçaltı direnç gösterecektir. Değişime olan istek, eğer bireyin içersinde bozulmamış bir şekilde duran duygu kadar güçlü değilse, bu faktör değişimi engelleyecektir. Bir anlamda, tahtta sadece bir duygu oturabilir ve bu duygu tahttan kalkmadan bu duyguyla bağlantılı algılamalar değişmeyecektir. Bütün bu duygular geçmişimizle bağlantılıdır. bilinçaltının mukaddes görevi bireyin kendine özgü kişisel tanımlamalarını korumaktır. Bu amaçla yaratılmıştır. Bu bağlamda bilinçaltı, görev tanımına uygun olarak kötü tanımlamaları bile korur. Duygusal açıdan yönlendirdiğinde, değişimi daha kolay kabul eder ve bu nedenle eleştirel güç devreye girer. Duyguların boşaltılması, baskının ortadan kalkması demektir. Bu da bilinçaltının rahatlamasını, açılmasını ve değişik alternatifler tarafından etkilenmesini kolaylaştıracaktır. Bastırılmış duyguların ortadan kalkması, direkt telkinler, regresyon ve hayallerin ortaya çıkmasına imkân sağlayacak ve bu kavramların kalıcı olmasını sağlayacaktır. Olumsuz duygular ortadan kalktıktan sonra, yeni bir duygu ve olumlu algılar onun yerini alabilir. Duygularımıza direnmek düşündüğümüzden daha kötü bir kavramdır. Duygular döngüsel olarak tasarlanmıştır. Hissedilmeli, ifade edilmeli, boşaltılmalı ve tüketilmelidir. Duygularımı hissetmemeye çalışmak acı ve baskı yaratır. Acı ve baskı olumsuz duygulara nazaran daha hasar vericidir. Duygulara direnmek, hem fiziksel hem de zihinsel olarak, çok fazla enerji gerektirir. Vücudumuzdaki normal enerji akışıyla savaşmak, yer çekimine karşı gelmek ya da akıntıya karşı yüzmek gibidir. Duygularımıza direndikçe ve onları boşaltmadıkça vücudumuzun doğal, döngüsel enerjisi bizi bunaltır. Bireyin bu evrensel akıma direndiğinin belirtileri, hastalıklar, acı ve vücuttaki hasarlardır. Birey acı çektiğinde, aklı ve duyguları acı çektiği derecede etkilenir. Aydınlık eksikliği çekmesi ve seçtiği istekleri yerine getirmekte zorluk çekmesiyle doğrulanabilir. Ayrıca birey olumsuz duygular içinde boğulabilir. Sonuç olarak ise, bireyin fiziksel sağlığı da zarar görecektir. HAREKET VE AKIŞ=KOLAYLIK Vücudumuzda en kolay gözlemleyebileceğimiz hareketler, nefes alış verişimiz, sindirim yapmamız, kanımızın akışıdır. Herhangi bir şekilde bu döngüsel sistemlerin işleyişini engelleyecek olursak, duygusal ve zihinsel açıklığımızı kaybetmekle kalmayıp vücudumuza da zarar veririz. DUYGULARI TANIMLAMAK VE ÖNEMİNİ ANLAMAK Duygular ve hisler genellikle birbirleri yerine kullanılabilen kelimelerdir fakat aslında anlamları biraz farklıdır. Terapistler seanslarda karşılarındaki bireylere anlattıkları sorun hakkında kendilerini nasıl hissettiklerini sorarlar. Bireyler ise aslında hissettiklerini değil düşündüklerini anlatırlar. Bunun nedeni, aslında hiç birimizin duygularımızın farkında olmamasıdır. Toplum, aile, iş çevresi ve okul çevremiz bize duygularımız görmezden gelmeyi öğütlemiştir. Duygularımız vücudumuzda hissettiğimiz his olarak algıladığımız somut tecrübelerdir. Hislerimizi vücudumuzda yaşadığımız fiziksel tecrübeler olarak adlandırabiliriz. Zihinsel açıdan nitelendirebileceğimiz tecrübeler ise duygu olarak adlandırılabilir. Duygular ve hisler arasındaki bağlantıyı anlamak önemlidir. Hislerimiz, duygularımızın yaratıcısı ve yönlendiricileridirler. His ve sezgilerimiz olmadan duygularımız da olmaz. Duygularımız, vücudumuzdaki his ve sezgilerle direk olarak bağlantılıdır. Bununla birlikte, çoğu insan bu bağlantının farkında değildir. Nasıl bir aysberg’in büyüklüğünün yalnızca onda birini görebiliyorsak, duygularımızı etiketlemek amacıyla kullandığımız alışılagelmiş sözcükler de, vücudumuzda var olan somut duygusal tecrübelerin dinamik gücünü belli bir dereceye kadar gösterebilir. Duygularımızın çoğunluğunu, çoğunlukla dikkat etmediğimiz veya saygı göstermediğimiz hislerimiz oluşturur. Çoğu insan, bedensel açıdan somut hislerini, bilinçli bir şekilde duygusal halleriyle ilişkilendirmez. Çoğu birey, terapiste giderek hikâyesini ve belirledikleri sorunlarla nasıl bağlantı kurduklarını anlatırlar. Terapistler, hikâyelerinin belirli bölümlerinde bariz biçimde belli olan bedensel hareketler gözlemleyebilirler. Bireyin derin derin nefes alması, ayağını oynatması, kaşınması, öksürmesi buna örnek olarak verilebilir. Terapist bireye bu hissi nerede hissettiğini sorduğunda, birey genellikle bu hissi başında hissettiğini söyleyecektir. Birey kendinde meydana gelen fizyolojik değişimlerin farkında değildir. Fakat hipnoterapistler bu değişimleri rahatlıkla gözlemleyebilirler. Çoğu insan hisleriyle, sezgileriyle düşünemez, hissettiklerini özetler, mantıklı bir şekilde anlatmaya çalışır. Örneğin depresyondayım veya endişeliyim gibi. Hepimize daha soyut ve örtülü kavramlar öğretilmiş ve bu kavramlar çerçevesinde düşünmemiz istenir. Bu kavramlar fiziksel duyularımız içermez. Bu bilinçten uzak olmamız, bizim bedensel hislerimizle iletişim kurmamızı engeller. Yani bir anlamda kendimizle iletişim kurmamızı engeller. Duygularımız ve hislerimiz davranışlarımızı kontrol eder. Düşüncelerimizi ve hareketlerimizi düşündüğümüzden de güçlü bir şekilde etkiler. Hislerimizin dilini ve rolünü kavramak, bireyin hipnoz ve hipnoterapideki Başarısını artırdığı kadar, bireyin kişisel hayatındaki Başarısını da artıracaktır. Bireyler terapiye genellikle şu tür sorularla gelir. “Sorunun ne olduğunu buldum ve her şeyi denedim. Nasıl olur da kendimi daha iyi hissetmem.” Bireyin kendini daha iyi hissetmemesinin nedeni, sorunu tam manasıyla anlamaması ve bu yüzden sorunu çözmek yolunda doğru adımları atamamasıdır. Alıntıdır.

    Okunma 5506 defa
    Yorum eklemek için giriş yapın