Yazarlar



FELEKTEN BİR GECE

Yaşam Cumartesi akşam’ı kızlarla felekten bir gece çalalım dedik ve
(Yaprak, Ebru, Selma, Zeynep, Buse, Deniz, İnci ve ben) kendimizi fasıl
gecesinde bulduk… İlk başta sinemalardan, kitaplardan, konserler yani ne
bileyim tüm kültür içerikli etkinliklerden konuştuk, sonunda Buse
dayanamadı döküldü; kızlar size müthiş bir haberim var, ee söyle
–bekletme bizi- dedik… -Eski sevgilim Amerika’dan dönüyor ve benimle
tekrar birleşmek istiyor… Hayır, yani hepimiziz donduk kaldık, Buse
gülüp oynuyor… Biz hep bir ağızdan, kızıp yapma, buluşma, görüşme
dediysek de IIIHHH GÖRÜŞÜCEM DİYEN Buse’yi ikna edemedik. Hayır yani
görüşsün görüşmesine de bu İsmet denen adamdan yüzü hiç gülmemişti ki
Buse’nin… Adam bir gün var, bir gün yok misali, her hafta sonu
geldiğinde kavga edip Buse’yi bırakıp, her hafta içi tekrar birleşen bir
tipti… Biz her hafta sonu Buse’ye terapi yapar iyileştirirdik adam
pazartesi tekrar Buse’nin fabrika ayarlarını bozardı. Amerika’ya da’’
ben gidiyorum BAAAYYYYY’’ deyip gitmiş bir adam bu yani… Bak dedik
Buse’ye ‘’ne halin varsa gör, ama ayar düzeltmeye bize gelme Allah
aşkına, biz yorulduk sen yorulmadın’’ dedik. Buse’nin cevabı şu oldu,’’
ama kimyamız çok iyi be arkadaşlar…’’ Sana da kimyana da diye
söylenirken… Deniz devam etti; bir çocukla tanıştım adı Ahmet, beni
beğensin diye biraz yalan söyledim ama olsun dimi dedi…’’ Hele söyle
bakalım yalanlarını da dozuna bakalım’’ dedik ‘’ adam kayak çok
seviyormuş, malum önümüz de kış, adam bol bol kayak merkezlerine
gideriz’’ demiş, bir de eklemiş ‘’ ben zaten evde kalorifer bile açmam
bayılırım soğuğa’’ … Deniz de ne demiş beğenirsiniz’’ ben zaten soğuğa
bayılırım. Kayak’da öğrenirim ne var …’’ Yani Deniz’in gerçek durumu ise
şu, dışarda yağmuru görünce hava çok soğudu arkadaşlar artık beş ay
görüşmeyiz, ben yorganın altında uyumaya çekiliyorum kıvamıdır… Değil
kaloriferi yanmayan evde durmak, ısı ayarını 25 dereceye koysak ‘’ya
burası soğuk açsana şu kombiyi ne cimrilik yapıyorsun ’’ der… Allah seni
bildiğin gibi yapsın diye geçiştirirken Yaprak döküldü… Arkadaşlar; ben
altı aydır terapiye gidiyorum ve ilişkilerimin sonunda niye yürümediğini
bulduk, biz tüm dikkatimizi Yaprağa verdik, belki bizim de işimize
yarayacak altın bir cümle sunar diye bekliyoruz… Ve diye diye ne dedi
biliyor musunuz: İlişkideyken beraber olduğu adamı ilişkinin merkezine
koyuyormuş, adam gel dese geliyor, git dese gidiyormuş, adamı memnun
etmek için her şeyi yapıyormuş, adamın çevresinde fır dönüyormuş, adam
da ya Yaprağa ne oldu acep deyip sıkılıp gidiyormuş, biz hep bir ağızdan
Yaprağa şunu dedik, kızım sen paraları boşuna vermişsin, keşke bize
vereydin, biz sana senelerdir bunu diyoruz, bizi hangi kulağınla
dinledin terbiyesiz… Sonra Ebru atladı ortaya; ben de ne hata yaptığımı
buldum dedi, ‘’nedir’’ dedik, - Adamı beğenince ilişkimizin
potansiyelini ölçmüyorum, geleceği olabilirim mi, olamaz mı bakmıyorum,
cumburlop atlıyorum dedi… Valla anı yaşa öğütleriye, gelecek olabilir mi
endişe arasında bir yerlerde hepimiz kısılıp kaldığımız için bir şey
diyemedik…
Selma zaten yeni ayrıldığı için aşk alerjisine kapılmış durumda, aman
gelene gidene bakmam, kendime bakarım havalarında… Zeynep; eski erkek
arkadaşını ‘’o eşsiz adamı nasıl özlediğini, onun ne kadar farklı
olduğunu, onunla hayatının ne kadar anlamlı olduğunu, yıldızların başka
güzel, ayın nasıl daha parlak olduğunu’’ anlatmaya başlamıştı ki
susturduk. Hayır yani bir senedir aynı muhabbet, içimiz şişti valla.
Adam başkası var demiş gitmiş… Tamam sözümüz yok, kimse kimseye sonsuza
kadar aşık kalacak diye bir anlaşma da yok da… Bizim tatlı Zeyneb’imiz
niye hala Necati, Necati der ona üzülüyoruz… Hayır takıntı mı yaptı,
gururuna mı yediremedi, küçük düştüğünü mü zannediyor, adam ondan
gencine gitti diye mi habire botoks yaptırıp, göğüs, kalça
dikleştiriyor, spor salonlarından çıkmıyor bilemiyoruz ? Tabi ben
dökülmeyince bana soruyorlar, hadi Anette bu kadar ketum olma sen de
anlat diye başlıyorlar ısrara… Diyorum ki Hindistan’a gidicem, - eee
diyorlar, işte ashrama gitmek için trene binicem ya , gene heyecanla
-eeeee diyorlar işte diyorum -o tren yolculuğunda ruhumu geliştirecek,
beni ileri götürecek adamla tanışıcam… Nerden biliyorsun diyorlar; -ee
bilmiyorum ki -deliler ya diyorum… -Nasipten öte olmaz ki boş verin bu
işleri diyorum ve hep beraber söylemeye başlıyoruz: Haydi Güzelim… Şeker
Ezelim… Bu Senede Bekar GEZELİM…HOOPPPAAAAA!!! Sağlıcakla,
Anette İnselberg