Yazarlar



Anda Kalabilmek

Bu günler de paralel evrenler enerjisi dönüp duruyor her yerde. Ben de bu konudaki  gözlemlerimi ve fikirlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Düşündüğümüz her an yep yeni zaman boyutları, dünyalar ve evrenler oluştururuz uzay boşluğunda. Düşünce enerjimiz uzay boşluğunda nebilözlerle yeni boyutlara dönüşüverebilirler…

Düşünün, şimdi şu an bir çok paralel evren yaratabilirsiniz.

Hatırlayın geçmişte de bir çok paralel evren yaratmış olabilirsiniz ve bütün bunların hepsine ayrı ayrı bölünen bir enerjiniz var… Buralardan pozitif enerji ve bilgi taşımanızda muhtemeldir, bununla birlikte farkında olmadan negatif bir çok şey de taşıyabilirsiniz. Tüm bunları, farkında olarak yaşayabilmeyi öğrenmeniz gerekmektedir.

İster paralel evrenler olsun, ister geçmiş yaşam… İsterseniz de atalardan geçen genetik kodlamalar… Hepsi de şimdi ve şu “an” da yaşadığınız dünya gerçekliğinde ve içinde bulunduğunuz beden  formatında enerjinizi bölen, “an”ı yaşamanızı engelleyen ve tekâmül yolunuzda ayağınıza takılan taşlardır. Bazılarına kaya ve duvar olarak da gözükebilir.

Neyi nasıl yaşamayı seçtiğinize bağlı olarak bu taşları kaldırır veya “yok ben bu taşlardan memnunum, yoluma eğlence ve heyecan katıyor” demenizle alakalı olarak taşlı, engelli yollarda yürümeye devam edebilirsiniz. Bu taşları temizleyip yerine çiçekler dikip cennet bahçeleri yaratmak da mümkündür  tabi ki. Taşları kaldırıp tohumlar attığınızda ister istemez siz ileriyi düşünseniz de düşünmeseniz de o tohumlar tekâmül yolunuzda size cennet bahçesi olarak geri dönecektir.

Yolunuza çıkan taşların sebebi ve kaynağını merak edip uygun soruları sorduğunuzda; zihninizden, hatırladığınız yansımalar ve-veya bilinçaltınızdan rüyalarla size gözükmeye başlarlar.

Geçmiş yaşamlar ve paralel evrenlere inananların, o boyutlarda ki suçluluklarını, olumsuz söylem ve davranışlarını fark edip iptal(tövbe) etmedikçe, yollarına aynı taşlar çıkar durur. İşte bu yüzden dualarımız da “Bilerek veya bilmeyerek ettiğim tüm hatalardan(günahlardan) sana sığınır tövbe ederim” deriz.

Buna inanan kişilerin rüyalarında genelde senaryolar geçmiş yaşamlara veya paralel evrenlere aittir.

Bunlara inanmayıp, atalardan geçen genetik kodlamalara inanan veya sürüngen beyinde ki tüm insanlığın bilgisinin kayıtlı olduğuna inananların rüyalarında genelde bu yaşama ait çocukluk anılarını çağrıştıran senaryolar çıkar. Çok nadir arketipsel semboller olan rüyalarda görürler. Bununla birlikte çocukluklarında ki kayıtları bulup dönüştürdüklerinde ve bunlara sebep olan atalarından özgürleşip onları bağışladıklarında yollarında ki taşlar kalkacaktır.

İnanmak en büyük değişim enerjisini yaratır ve neye inanırsanız o yolla değiştirirsiniz döngünüzü…

Değişen döngü ise eninde sonunda sizi “Birlik ve teklik” bilincine ulaştıracaktır.

Hepsi de tek bir yol içindir…

Beynin ve zihnin sınırlarını kaldırıp, ruhla bedenin aynı  An’ da ve mekanda yaşayabilmesi, aynada kendi yansımasını görebilmesi Öz’ü bulabilmesi içindir. İşte o zaman her şeyin “Bir ve Tek” olduğunu ve ahenkte olduğunu anlar.

Sadece bedenle veya sadece ruhla değil her ikisi birden dengede ve An’da yaşayıp Öz’de Bir olmanın keyfine varabilmek… İşte şimdilik bütün mesele bu.

An’da kalıp, An’da yaşayabilin.

Derya Değerli