Siz hiç birine söz verdiniz mi? Verdiğiniz sözü tuttunuz mu? Peki tutmadığınız oldu mu? Ya size verilen sözler? O sözleri tutmayanlar oldu mu?

 Sözünüz sizin imzanızdır. Atalarımız “söz ağızdan bir kere çıkar” demişler. Ne de güzel söylemişler. O söz söylendiği anda, kime söylediyseniz, O’nun hayatına dokundunuz demektir. Bir beklenti oluşturdunuz. Umut yeşerttiniz. Aranızda güven köprüsü inşa ettiniz.

 O köprü inşa edildikten sonra, yapılacak iki şey olur. Ya o inşa ettiğiniz köprüden karşıya geçersiniz ya da onu yıkar gidersiniz. Seçim sizindir artık.

 Bu yol ayırımına geldiyseniz, “size verilen sözleri bir hatırlayın” derim. Tutulmayan sözlerin ardından neler hissetmiştiniz?

  • Hayal kırıklığı

  • Umutsuzluk

  • Güvensizlik

  • Öfke ???

 Verdiğiniz sözleri, bir şekilde yerine getirmediğinizi beyan ettiğiniz o an, karşınızdaki kişinin gözlerine dikkat ettiniz mi hiç?

 Siz o sözü verdiğinizde, bir antlaşma da yaparsınız. İş hayatında yapılan antlaşmalara, nasıl uyulması beklenirse, verilen sözün de yerine getirilmesi öyle beklenir. Zaten o yüzden verilir o sözler. En azından öyle olmalı..

 Her yerine getirilmeyen söz, yaşamdaki kredinizden bir puan düşer. Siz buna ister inanın, ister inanmayın. Bahaneler üretip “ verdiğim sözü şu şu şu nedenden yapamadım ama...” dediğiniz an, Yaşam Bankası, kredinizi bir puan geri çekti demektir.

 Özellikle de çocuklara verilen sözlere dikkat. Her tutulmayan söz, o körpecik kalplerin önüne bir perde çeker. Bu da onların yaşama güvensiz adım atmaları demektir. Herkese ve her şeye şüpheyle yaklaşırlar. Bazen de umutsuz ve negatif bir denize yelken açarlar. Ya da onlar da sözünün arkasında durmayan, güvenilmezler takımına transfer olurlar.

 Hayatta hiç bir söz ve davranış,bağımsız değildir. Kelebek etkisini bilirsiniz. Domino taşları misali, biri devrilince, diğerleri de arkasından gelir. Her bir söz birilerini etkiler. Bazen, tahmin edemeyeceğimiz kadar üstelik. Çok büyük sorumluluk aslında.

 E peki ne yapalım o zaman?  öncelikle “ağzımızdan çıkan sözü kulağımız duysun”.  Sözünün eri tanımlamasını hak edelim. Baktık, söz verdiğimiz halde tutamayacağız, bari bunu söyleyelim. Gerisini de yaşamın mükemmel doğasına teslim edelim.

 Çimen Erengezgin   Aralık 2012