Yazarlar



Sonbaharın Kızı Eylül

Bu sabah kapım çalındı, açtığımda tanıdık bir simayla karşılaştım. Sonbaharın kızı Eylül gelmişti yine. Her yıl bu zamanlar uğrar eksik olmasın. Elinde sarı, kavuniçi, kırmızı çiçeklerle girdi içeri. Kahve yaptım, terasta oturduk biraz, hal hatır sorduk birbirimize. Çok kalamayacağını, mahalledeki tüm evlere de uğraması gerektiğini söyledi. Çok özlemişim, gitsin istemedim, ama ne yapalım, onun bir görevi var, biliyorum, boyun eğdim. Getirdiği çiçeklere karşılık ben de ona hediye vermek istedim ve birkaç gün önce serinleyen havalarda kullanırım diye ördüğüm, atkıyı hediye ettim. Sonbaharın kızı Eylül, atkıyı memnuniyetle kabul ederek boynuna attığında, gökkuşağından tüm renkler sardı onu. Boynundan aşağıya, gece elbisesi gibi giyindi tüm renkleri. “Bu bir ilk” dedi, gülümseyerek. Sonbaharın kalbinden beyaz bir güvercin havalandı gökyüzüne doğru o an, güvercinin ağzında küçük bir zeytin dalı. Kanat çırptıkça her yere renkli zeytinler saçtı. Hayatımda hiç kırmızı renkte zeytin görmemiştim, ne de mavi ve mor zeytin. Geçtiği her yerde insanlar zeytinleri tattı, her tadış kalpleri sakinleştirdi, yüzleri güldürdü. Farklı renklere bürüdü dünyayı, rüzgarın da yardımıyla renkler birbiriyle kaynaştı, bembeyaz bir huzur denizine döndürdü. Eylül, diğer evlere gitmek üzere kapıya yöneldi, uzanıp beni öptü. “Hoş geldin” dedim fısıldayarak, “sen gelince Sonbahar’ı görmüş gibi oluyorum” güldü o aydınlık yüzüyle “hoş buldum” , derken kayboldu, son sözcüklerdi bunlar, bereketli ağzından duyduğum. Güvercin diyar diyar uçmaya devam ediyor şu aralar, Eylül, evlerin kapılarını çalıyor. Sonbahar bize ilk ve kıymetli kızını yollayarak, müjdeler veriyor. Beyaz güvercinle dünya renkleri keşfediyor, benimse içime umut doluyor.

Çimen Erengezgin 01 Eylül 2013 Foça