Yazarlar



Trafik Kazası mı, İletişim Kazası mı?

Yaşantımızda her gün ufak ve ya büyük kazalar atlatırız. Bu kazalardan birisi de trafik kazalarıdır. Maalesef küçük bir ihmalkarlık  bir kurala uymama, dikkatsizlik bir çok yaşama mal olabiliyor veya büyük kayıplar yaşatıyor. Trafik kazalarını ve can kayıplarını önlemek amacıyla birçok tedbir alınıyor, cezalar artırılıyor; fakat trafik kazaları kökten çözülemiyor.

Trafik psikolojisi, insan psikolojisiyle yakından ilgili bir kavramdır, aslında “trafiğe çıkan araçlar değil insanlardır” arabanızın modeli, tipi, özellikleri, kaç hava yastığına sahip olduğu, kemerinizin takılı olup olmadığı, sadece kaza sonunda size gelecek hasarı azaltabilir. Aslında kaza yapan araçlar değil insanlardır. Kazalara sebep olanlarsa insanların trafikteki psikolojik durumlarıdır. Trafiğe çıkan insanlar adeta farklı bir kimliğe bürünüyor, bir nevi hipnoz oluyorlar  ve kural kaide dinlemiyorlar sonuç hüsran. Ne oldu, nasıl oldu diye soruyorsunuz, cevap olarak hatırlamıyorum oluyor. Araçlarıyla trafiğe çıkmış insanlar trafik seyrederken karşıdaki araçla farklı metodlarla iletişime geçiyor. Mesela önündeki araç yanlış bir sollama yaptıysa, arabanın şoförü en az beş dakika sesli olarak o adama küfür edebiliyor birde “sen ne yapmaya çalışıyorsun be adam” anlamında kornaya basarak karşı tarafa geri dönütte bulunuyor, karşıdaki adamsa “sen kimsin bana karışma kardeşim” anlamında daha uzun bir korna sesiyle karşısındaki araca cevap veriyor. İş kızışıyor, birbirlerini sollamaya kalkıyorlar sollayıp geçmek amacıyla değil sollarken camı açıp sözlü olarak iki çift söz söyleyip ağzının payını vermek için…

Trafikte iletişim kurarken kullanılan araçların modelleri, aksesuarları da karşı tarafa mesajlarlar yollamaktadır. Pahalı ve cüsseli bir araç her zaman üstündür, eski modeller, ufak araçlar yolda sırasını beklemelidir, onların sollaması karşı tarafa bir hakaret olur. Çünkü arada uçurum bir fiyat farkı ödenmiştir, dört lastiği belki karşısındaki arabanın fiyatını rahatlıkla çıkaracak durumdadır, hal böyle olunca onun kalkıp sollaması çevredekiler ve araçtakiler tarafından çok komik bir durumdur…

Yeni moda olan, genelde genç kesim tarafından ya da kendini genç ilan edenler tarafından tercih edilen bağıran ve bağırtan egsozlar ortaya çıktı. Bu egsozlar çevrede dikkat toplama, sesini duyurma amaçlı yapılan, genelde düşük modelli araçlarda rastladığım bir özellik. Bu tür sürücüler trafikte, ben iyi bir araca sahip değilim, fakat elimdeki araç sizinkilere taş çıkarır dercesine tehlikeli hamleler ve sollamalar yapan ve sonunda bir yerlere toslayan tipleri oluşturur. Bu egsozlar aynı zamanda sürücüsünü bağırtma özelliğine de sahiptir, trafikteyken yaptığı bir hatada ve ya kazada yapılan uyarıları hakaret olarak kabul edip saldırıya geçen anti sosyalleri oluşturur.

Trafikte birçok sürücünün kendine göre kalıp yargıları mevcuttur. Bu yargıları daha çok yaş, cinsiyet, deneyimler oluşturur. Trafikte karşılaştığımız bir bayan şoför arabasını istop ettirse, “bayanlar ne anlar araba kullanmasını” diyenler bu kalıp yargıya sahip olanlara örnek olarak gösterilebilir. Genç olan sürücülere ben kaç yıllık şoförüm o daha dünkü çocuk trafiğe çıkmış deyip sürekli gençleri sollamaya çalışan bir sürücüde farklı bir düşünceye sahiptir. Halbuki oda zamanında gençti ve trafiğe yeni çıkmıştı. Birde kamyon, tır, otobüs gibi araçlar geldiğinde küçük taksiler yol vermek zorundadır düşüncesinde olan büyük vasıta şoförleri zaman zaman bulunduğu yolun kuralından çok kendi kurallarını uygularlar. Trafikte her insan ve her araç eşittir ilkesi benimsenmelidir. Bazı insanların görev gereği üst bir makamda olması da trafik esnasında kendisine bir takım isteklerinin sağlanması arzusunu oluşturabilmektedir. Ben şurda çalışıyorum, kaç tane iş yerim var şeklinde düşünüp kırmızı ışıkta durmayan, kurallara uymayan ceza kesileceği zamanda polislerle münakaşaya giren insanlar olabilir. İnsanlar arasında birtakım sınırlar mevcuttur. Bu sınırlar aynı trafikte gittiğimiz yolların gidiş geliş şeridi gibidir. Nasılki sabredemeyip sollama yasağı olan yerlerde sollama yapanlar kaza yapıp büyük kayıplar verir. İletişimde de kişiler arası sınırlar mevcuttur  ve bu sınırları iyi muhafaza etmeyip karşı sınıra geçmeye kalkarsak iletişim kazaları kaçınılmaz olacaktır. Sınırlar olmazsa çok kaza olur, sınırlar çok katı olursa, hiç geçiş izni verilmezse çok sıkıcı bir hale gelir ve kurduğumuz iletişim mekanikleşir. Bunun için iletişim kurduğumuz kişilerle aramızda katı sınırlar kurmaktan kaçınmalıyız. Çok samimi iki dostun, belli bir zaman sonra birbirlerine düşman olduğunu görmüşsünüzdür, bu güzel dostluğun birden bire bozulmasının sebebi, birbirleri arasındaki sınırı iyi ayarlayamamalarından ve sollama yapılmaması gereken yerde sollama yapılmasından doğan iletişim kazalasının büyük hasarı olarak gösterebiliriz. Özetle, trafik kazaları aslında iletişim kazalarından ve empati yoksunluğundan kaynaklanır. Nasılki trafikte belli kurallar vardır ve bu kurallara uyulmadığı takdirde trafik kazaları meydana gelirse, iletişiminde bir takım kuralları vardır eğer bu kurallar uygulanmazsa iletişimde de kazalar meydana gelir.

Trafik kazalarını bitirmenin yolu öncelikle iletişim kazalarını önlemektir. Trafik sıkıştığında nasıl ki trafik lambaları devreye girip kargaşayı ve kazaları önlüyorsa iletişimde de kırmızı-sarı- yeşil lambalarımız olmalıdır. Bu lambaları hayatın her yerinde kullanabilirsiniz. Kırmızı lambada: Konuşan kişiyi sakin bir şekilde konuşmadan dinleyin, karşınızdakini kabul edin ve ona saygı gösterin. Sarı lambada: Karşınızdaki kişinin sözlerini bitirmek üzere olduğunu algıladığınızda kendi düşünce ve duygularınızı zihninizde toparlayın. Yeşil lambada: Konuşacaklarınızı sakin ve rahat bir şekilde “ben dili” kullanarak aktarın.